Psikodrama ve Mamba Mentality
Yeniden Ayağa Kalkmak
Kobe Bryant’ın yalnızca bir sporcu olarak değil, hayat karşısında geliştirdiği güçlü duruşu da anlatan felsefesinin adını hiç duydunuz mu? “Mamba Mentality”.
Kobe’nin anlatımına göre başarı, sadece ulaşılan sonuçtan ibaret değilmiş. Sonuca giderken gösterilen emek ve kararlılıkla da anlamlıymış. Biraz inceleyince sakatlıklar, başarısızlıklar ve zorlayıcı deneyimler karşısında pes etmemek, sürecin içinde kalabilmek ve yeniden toparlanabilmek Kobe felsefesinin temel taşları olarak karşımıza çıkıyor.
İlk bakışta Mamba Mentality’le psikodrama arasında doğrudan bir bağ kurmak sizlere zor görünebilir. Biri spor dünyasından, diğeri psikoterapi alanından doğmuştur. Birbirlerinden oldukça farklı anlamlar içeriyor gibi düşünebilirsiniz. Biraz yakından araştırmaya kalkarsak, her iki konuda da birey çok tanıdık bir soruyla karşılaşıyor. “Ben yaşadığım zorluklar ve yıpranmalar sonrasında kendimi nasıl toparlar ve yoluma nasıl devam ederim?
Psikodrama “Yaşantının Sahneye Taşınması”
Psikodrama çalışmalarında, kendi yaşamınızdan getirdiğiniz gerçek deneyimleri bir uzman lider eşliğinde sahneye taşırsınız. Burası, kendinizi daha rahat ifade edebileceğiniz ve güvende hissedebileceğiniz alan olmalıdır. Çalışmalarda yaşadığınız çatışmalar, kayıplar ve korkularla bir kez daha yüzleşmeniz sağlanır. Ayrıca onları canlandırarak daha yakından görme ve hissetme imkânı da bulursunuz. Söyleyemediklerinizi, ertelediklerinizi ve çoğu zaman kaçındığınız durumları orada deneme şansı doğar. Bu da kendinize daha gerçekçi ve aynı zamanda daha şefkatli bir yerden bakmanıza yardımcı olur.
Mamba Mentality “Acının İçinden Geçmek”
“Sakatlıklar, hatalar ve eleştiriler, gelişim sürecinin kaçınılmaz parçalarıdır” der Kobe Bryant. Özellikle üzerinde durduğu nokta ise acıdan kaçmak yerine, onunla yüzleşebilme cesaretidir.
Psikodrama da benzer bir bakış açısıyla ilerler. Yukarıda okudunuz, yaşamınızdaki zor deneyimleri sahneye getirerek bu yaşantılarla doğrudan temas edebilirsiniz. Burada amaç, duyguları bastırmak değil, onları fark etmek ve ne anlama geldiklerini anlayabilmektir. Bu yönüyle psikodrama, Mamba Mentality’nin zorluklar karşısında geri çekilmemeyi vurgulayan tarafıyla oldukça örtüşür. Her iki yaklaşımda da duygular ortaya çıktığında kaçmak yerine sürecin içinde kalmayı ve kendinizle olumlu bağı korumayı öğrenirsiniz.
Yeniden Doğuşun Psikodramatik Karşılığı
Mamba Mentality’de birey, Zümrüd-ü Anka kuşu metaforunda olduğu gibi adeta küllerinden yeniden doğduğu anlatılmaya çalışılır ya Psikodramadaysa bu yeniden doğuş, kişinin kendisini zorlayan rollerini fark etmesiyle başlar.
Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, susmak ya da her şeyi tek başına idare etmek zorunda hissetmek, zamanla sizi ciddi biçimde yoracak yüklerdir. (Roland Topor’un “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyununda bu yükler oldukça çarpıcı ve absürt bir biçimde anlatılır.)
Psikodramatik çalışmalarda bu roller görünür hâle gelecektir. Kendinizi daha esnek ve daha işe yarayan roller deneme fırsatı bulacaksınız. Tıpkı bir sporcunun sakatlıktan sonra bedenini yeniden tanıması ya da yoğun bir antrenman programı sırasında kendi bedeninin sınırlarını görebilmesi gibi.
Disiplin, Tekrar ve Sahici Çaba
Mamba Mentality ve Psikodrama düzenli çalışma ve süreklilik üzerine kurulu bir anlayışı temsil eder. Zaman ister, emek ister ve en önemlisi güven ister.
Sahnede ve spor salonunda yapılan her çalışma, bireyin kendisine başka bir açıdan bakabilmesine imkân tanır. Aynı konuların, aynı antrenmanların zaman zaman tekrar ele alınması, deneyimin daha derinlemesine anlaşılmasını sağlar.
Sahaya Dönmek
Psikodramayla Mamba Mentality’nin buluştuğu en önemli noktamım, yeniden hayata katılabilme cesareti olduğunu görmekteyiz. Bu cesaret bazen bir spor sahasında, bazen de bireyin kendi iç dünyasında ortaya çıkar.
Biliyorsunuz pes etmemek her zaman hızlı ilerlemek anlamına gelmez. Bazen durmanız, ne yaşandığını anlamaya çalışmanız ve ancak ondan sonra yeniden adım atmamız gerekebilir. Psikodrama bu durup bakma alanını açarken Mamba Mentality ise yeniden harekete geçebilme gücünü hatırlatır. Kısacası, her ikisinde de değişimin zaman alan ve emek isteyen bir süreç olduğunu yakalayacaksınız.