Sosyodrama Perspektifinden Görünmeyeni Fark Etmek

Sosyodrama Perspektifinden Görünmeyeni Fark Etmek

 

Yanlış Yere Bakmak

II. Dünya Savaşı sırasında Müttefikler, görevden dönmeyi başaran savaş uçaklarını incelemeye almışlar. Uçakların kanatlarında ve kuyruklarında çok sayıda mermi izi belirlemişler. İlk bakışta tablo çok nettir. En çok vurulan yerler buralardır. Generaller bu yüzden kanatların ve kuyruğun zırhlanmasını emreder.

Tam bu noktada matematikçi Abraham Wald itiraz eder. “Durun, asıl zırhlanması gereken yerler, hiç mermi izi olmayan bölgeler. Motor ve kokpiti inceleyemiyoruz”

Çünkü oradan vurulan uçaklar geri dönememiştir. İncelenenler yalnızca hayatta kalanlardır. Asıl kayıp, zaten görünmemektedir.

Bu hikâye, yalnızca istatistiksel bir farkındalığı değil, daha derin bir toplumsal durumu da işaret eder. “Neye baktığımız ve neyi hiç görmediğimiz” meselesini.

Sosyodrama tam da bu noktada devreye girer.

Sosyodrama, bireyin iç dünyasından çok, toplumsal yapılarla ve rollerle ilgilenir. Kişisel yaşantılardan ziyade, ortak hikâyeleri, kolektif körlükleri ve görünmeyen grupları sahneye taşır. Bu nedenle Abraham Wald’ın uyarısı, sosyodramatik bakışla oldukça güçlü bir paralellik taşır.

Çünkü toplum olarak da çoğu zaman “geri dönenlere” bakarız. Sistemin içinde kalabilenler, uyum sağlayanlar, sesi duyulanlar, temsil edilebilenler görülür. Hatta istatistikler, raporlar, başarı hikâyeleri genellikle bu kişiler üzerinden kurulurken sistemden düşenler, geri dönemeyenler, sesi duyulmayanlar çoğu zaman görünmez kalır. Onlar sahnede yoktur ama sahnenin sonuçlarını belirlerler.

Sosyodrama, bu görünmeyen alanlara rahatlıkla bakabilir. Sahnedeki roller kadar, sahnede olmayan rolleri de hesaba katar. Bir karar alınırken kimlerin temsil edildiğini, kimlerin edilmediğini sorgular. “Bu hikâyede kim var?” sorusunun yanına, “Kim yok?” sorusunu ekler.

Abraham Wald’ın hikâyesindeki pilotlar buna iyi bir örnektir. Geri dönen uçaklar konuşur, iz bırakır. Geri dönemeyen pilotlar ise sessizdir. Ama onların sessizliği, aslında sistemin en kritik bilgisini taşır. Sosyodrama da benzer biçimde, sessizliğe kulak verip konuşulamayanı, temsil edilemeyeni sahneye davet eder.

Abraham Wald’ın “geri dönemeyenler” vurgusu, sosyodramanın temel ilkesini hatırlatır. Sahnedeki hikâye eksik olabilir. Asıl mesele, eksik olanı fark edebilmek ve ona yer açabilmektir. Bu bazen bir grup, bazen bir rol, bazen de hiç konuşulmamış bir deneyimdir.

Yanlış yere bakmak, çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir. İnsan ve toplum, gördüğüyle yetinmeye meyillidir. Sosyodrama ise bu yetinme hâlini nazikçe bozar. Bakılan yerin biraz dışına çıkmayı, alışılmış çerçevenin ötesine geçmeyi önerir.

Belki de asıl soru şudur: Bugün hangi kararları, sadece geri dönenlere bakarak alıyoruz? Ve kimler, tam da bu yüzden sahnenin dışında kalıyor?

Sosyodrama, bu soruyu cevaplamak için değil, birlikte düşünebilmek için vardır.

 

Önceki BlogICF CCE Onaylı Yaratıcı Drama Teknikleri ile Koçluk Yetkinlik ve Becerilerini Geliştirmek